Meral’le ilgili ne biliyoruz? Et suyuna şehriye çorbasını iyi pişiriyor ve herkes onu arzuluyor. Her gece kocasıyla birlikte olurken ağlar gibi sesler çıkarıyor. Kırmızı kelebek toka takıyor. Bu kadar.

SANAT

Abluka’da Kadın

Emin Alper’in ikinci filmi Abluka, senaryosu, başarılı prodüksiyonu, iyi oyunculuk ve müziğiyle öne çıktı. Ancak filmin gerçekliği yankılayan post-apokaliptik atmosferi kadar, tek bir boyutu olan tek kadın karakteri de kafama takıldı kaldı. Benzer bir kadın karakter ekonomisi, Alper’in Abluka’ya kıyasla daha net alegorik bir yapıya oturtulabilen ilk filmi Tepenin Ardı’ndan hatırlanabilir.

 

Abluka, özellikle ilk yarısında çok güçlü bir biçimde kaygı verici bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Türkiye’de devam eden sokağa çıkma yasakları ve çatışmalarla senaryonun tüyler ürpertici çakışmaları sarsıcı. Bu gizemli ve gergin sosyo-politik ortama ek olarak, karakterlerin iç dünyalarında yaşadıkları çalkantılar da bu gerilimi artırıyor. Bu kaygıyı tetikleyen ve “hah şimdi oldu, şimdi olacak” dedirten bir öğe de filmin tek kadın karakteri Meral’in penetre edilebilirliği üzerinden kurgulanıyor. Ortamdaki tek kadının tecavüze uğradığı Tepenin Ardı’nda olduğu gibi.

 

emin-alper-in-filmi-abluka-venedik-te-ana-yarism-1661793

 

Abluka’da gördüğümüz tek kadın olan Meral, evli. Diğer ana karakterler, karısı tarafından taze terk edilmiş bir adam ve 20 yıl yattıktan sonra hapisten yeni çıkmış abisi. Bu kardeşler Meral’in kocasıyla arkadaşlar. Bu adamların hepsi Meral’i o veya bu şekilde arzuluyorlar.

 

Bu iki kardeşten hangisiyle Meral ilişkiye girecek veya hangisi Meral’e tecavüz teşebbüsünde bulunacak konusunda kaygılanan sadece izleyici değil. Filmin karakterleri de birbirleri adına kaygılanıyorlar, hatta abi kardeşini “Aman ha” diye uyarıyor: “Harama uçkur çözme”. Hepimiz biliyoruz ki Meral’le potansiyel bir cinsel ilişki bir nevi küçük kıyamet demek. Arkadaşların birbirine ihaneti, kardeşlerin birbirine ihaneti ve ülke ortamından alışkın olduğumuz daha nice sosyo-kültürel yankılanmalar…

 

Peki ya Meral? Meral bu konuda ne düşünür, ne hisseder? Meral’le ilgili ne biliyoruz?

 

Et suyuna şehriye çorbasını iyi pişiriyor ve herkes onu arzuluyor. Her gece kocasıyla birlikte olurken ağlar gibi sesler çıkarıyor. Kırmızı kelebek toka takıyor.

 

Kadir veya Ahmet’ten hoşlanıyor mu? Bir cinsel birleşmeye gönlü var mı? Cinsel özgürlüğünü mü yaşamak istiyor? Baştan çıkarmak istiyor mu? Naif mi? Yoksa tüm bunları önemsemiyor mu? Kocasıyla arası iyi mi? Geceleri sevişirken gerçekten ağlıyor mu yoksa zevk mi alıyor? Anaç duygular içerisinde mi? Oyun mu oynuyor? Dava kadını mı? Akşam eve gelen misafirlerden sıkılıyor mu? Arkadaşları var mı?

 

Tülin Özen’in güçlü oyunculuğuna rağmen, maalesef bir karakter olarak Meral bize bir arzu nesnesi olmanın ötesinde bir şey sunmuyor. Bu katmanlı hikaye ve iyi oyunculuk ortamında, diğer karakterler bu kadar derinlikliyken, bir kadın olarak Meral’le ilişkilenemiyorum. Karakter ile ilgili tek bildiğim önlenemez bir biçimde arzulandığı. Meral bu arzuları tetikleyen ve yansıtan iki boyutlu bir ekran.

 

Meral karakteri senaryoya ve filmin atmosferine hizmet ediyor olabilir, ama dönüp dolaşıp benzer kadın karakterler görmek özellikle kadın izleyici için tatsız bir his. Ahmet veya Kadir mesela, hem sempati besleyip hem nefret edebileceğimiz yanları olan karakterler. İnsanı kararlarıyla şaşırtabiliyorlar. Hareketlerindeki tahmin edilemezlik, karmaşık duygu ve düşünce süreçleriyle temellendirilebiliyor. Yüzeysel değil derinlikliler. Çelişkilerinde inandırıcılar. Bu karakterlerle ilişkilenmek, empati kurmak mümkün. Hatta pek tanımadığımız Veli bile hem iyi hem kötü, hem vahşi hem şefkatli bir karakter.

 

Erkek yönetmenlerin çoğu derinlikli kadın karakter yaratmıyorlar. Türk sinemasında kötülüklerin kaynağı, fettan kadın, yüce anne veya kurban kadın gibi klişelerin dışına çıkan, gerçekçi, derinlikli, her insan gibi çok yönlü kadın karakterlere, bu karakterleri yaratmaya, perdeye taşımaya niyetli yönetmenlere ihtiyaç var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Müzisyen Ekin Fil Anlatıyor: “Müzikte güç gösterisine katlanamıyorum.”
Önemli İşlerden Daha Önemlisi: Saul Leiter’ın Eskiz Defteri
Cuma Şarkıları (33)

Send this to friend