Hiçbir şey satın almadan ne kadar yaşayabilirsiniz?

ECİNNİLİK

100 Gün Boyunca Hiçbir Şey Satın Almayacağıma…

Şimdi sizinle o dönem gündeme bomba gibi düşen bir tweet’imi paylaşacağım:

 

 

Aslında bu dediğim doğru değil, gördüğüm bir diğer faydası da biraz kilo vermek olmuştu. Fakat o zamandan bu yana, birkaç hafta boyunca hiç para harcamadığım bir dönem sadece iki kere daha oldu. Toplu taşıma, ilaç, su, temizlik ve pişirilecek yemek için gereken market-pazar alışverişi gibi ihtiyaca dayalı harcamaların dışında diyorum. Yani dışarıda yemek yememek/içki içmemek (sigara da dahil), atıştırmalık ya da çay-kahve almamak, taksiye binmemek, sinemaya, konsere, kuaföre, daha uzun vadeli olarak spor salonuna gitmemek, kitap, kıyafet, aksesuar, ev eşyası, banyo/makyaj malzemesi almamak, vesaire. Şu an ufak ufak bunları zaten hiçbir zaman alamayan insanlar var diye asabiyet yapanlarınız var, hissedebiliyorum. Tüketim kültürünün tüm sınıflara dayatmaları var, ama bu yazımız alım gücü ortalama ve üstü olan ve her hafta yukarıda saydığım kategorilerin en az birinden bir şey satın alan, uyanık olduğu her dakika yeni bir şeye sahip olmaya teşvik edilen insanları ilgilendiriyor. Yani, sizi de içeren bayağı büyük bir grup.

 

Sevgili okurlarımın (kim?) bildiği gibi, şu sıra ABD’deyim. Geçen hafta, Şükran Günü’nün ertesi günü için icad edilmiş olan Black Friday idrak edildi. İnsanlar tatil vakti boş oturacaklarına delicesine satın alacak bir şeyler kovalasınlar diye, Kasım ayının üçüncü haftası başlayıp sene sonuna kadar devam eden alışveriş sezonunun başlangıcı bu gün. Black Friday, senenin en çok alışveriş yapılan günü. Bu da toplumun her kesiminden insanın, özellikle de alım gücü yüksek kişilerin katkısı olmadan olabilecek bir şey değil. Buna rağmen, o gün indirim kovalayan “gözü dönmüş” insanlarla dalga geçmek, mesela bu insanları vahşi hayvanlara benzetmek, “o seviyeye” inmesine hiçbir zaman gerek olmayacağından emin olanlar için gelenek haline gelmiş bir eğlence. Amazon, Target, Walmart, BestBuy gibi, ABD’nin ve dolayısıyla dünyanın en büyük şirketleri -bazılarının değeri birçok ülkenin milli gelirinden daha fazla- yılın diğer 364 günü olduğu gibi Kara Cuma’da da en çok kâr eden şirketler.

 

Kara Cuma, Black Friday için harika bir çeviri, çünkü bir felaketi, tekrarlanması istenmeyen bir olayı ima ediyor. Satın alma ve tüketme eylemlerinin toplumun bel kemiğini oluşturduğu ABD’de, bu gün gerçekten biraz şok edici, biraz mide bulandırıcı bir hal almış durumda. İş Kara Cuma’yla da bitmiyor; ertesi gün Small Business Saturday (Küçük Esnaf Cumartesisi), Pazartesi günkü Cyber Monday’den (Siber Pazartesi) sonra ise sonra gönülleri rahatlatmak için ise Giving Tuesday (Bağış Salısı) var. Üzerine Olmayanları İadeye Gidip Yine Bir Şeyler Alma Çarşambası ve Onca Mala Rağmen Mutsuz Olduğunu Farketme Perşembesi ile bir hafta tamamlanmış oluyor.

 

Adorno ve Horkheimer (oooOOo entellik), Kültür Endüstrisi makalelerinde, “reklamcılığın zaferi, tüketicilerin yapılmaya çalışılanı anlasalar dahi kendilerini ürünleri almak ve kullanmak zorunda hissetmesidir” der. Yazının ilk ve son paragraflarını okudum, bu da son cümleydi, bence mantıklı. “Kapitalizmin en büyük başarısı, zayıf dürtü kontrolünü guilty pleasure olarak pazarlamasıdır” demişti akıllı bir tanıdığım. Şimdi bu kültür elitisti, hiçbir boku beğenmeyen abilerin söylediği üzere ne yapılmaya çalışıldığını gören ama sık sık ona rağmen gereksiz para harcayan bir insan olarak, kendi kendime bir satın alma yasağı koymak istiyorum: Gerçekten ihtiyacım olmayan hiçbir şey almayacağım 100 gün. Değil 100, 20 günü tamamlayınca “oha bunlar ne” diye insan sahip olduklarına da yabancılaşıyor (çünkü şeyler zaten yabancı).

 

Kendi kendine iddiaya girip bir şey kanıtlamak için yapılan deneyler bir süre sonra oyuna dönüşüp eğlenceli hale de gelebiliyor. Bazen de gaza gelip otobüse de binmiycem işte, yüriycem 8 kilometre, yiyicem soğuğu, düşücem yatağa diye saçmalayabiliyor insan. Bu tarz iddiaları paylaşılacak deneyimlere dönüştüren, bundan da bir layfstayl hayat tarzı, okunacak blog, alınacak kitap çıkaran, başka bir deyişle harcamamayı kapitalize eden insanlar var (mesela The Minimalists, Marie Kondo ve konuyla ilgili Amazon’dan satın alabileceğiniz onlarca kitabın yazaları). Oysa asıl marifet azla yetinmeyi içselleştirebilmekte, ekstrem kurallar olmadan da yoldan çıkmayacağını bilmekte, sürekli bu konuları düşünmenin ve almama müzakeresi yapmanın gerekmediği o yeşil ovaya çıkabilmekte. İnönü Stadyumu’nu bilenler için söylüyorum, biraz bazılarımızın yemekle olan ilişkisine benziyor.

 

Ne diyorsunuz, sizi merak ediyorum: Bütçe yapıyor musunuz (Kafanızın içinde değil, yazılı, planlı şekilde)? Harcadığınız parayı not ediyor musunuz? Satın alacağınız şeyler için kendinize limit koyuyor ve bu limitlere uyabiliyor musunuz? Hiçbir şey satın almadan en fazla ne kadar dayandınız ya da dayanabilirsiniz? 100 günlük bir alışveriş yasağına uyabilir misiniz? Nasıl sosyalleşeceğiz? Yorumlarda buluşalım.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YBiraz da Erkekler Anlatsın
Biraz da Erkekler Anlatsın

Anlat anlat bitmeyen cinsel taciz mağduriyeti paylaşımlarından daralan yorgun ruhlar için bir öneri: Biraz da erkekler anlatsın.

  • http://avazavazdergi.com mushroombrain

    Kronik fakirliğimden dönem dönem hiçbir şey harcamadığım oluyor benim ya, gayet de yaşanıyor yani ama para gelince de önünü alamıyorum. Geçen sene Eylül-Aralık arası tez yazma/master başvurusu yapma sürecinde elime geçen her bir kuruşu başvurulara, GRE zart zurt sınavlarına, kargoya falan verdiğim için öyle yaşamak zorunda kalmıştım. İyi bir tecrübeydi diyemeyeceğim ama zaten genel olarak iğrenç bir dönemdi, o yüzden çok da sayılmayabilir.

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      Benim de yazıda dediğim dönemlerden biri aynen bu dönem! Son dakikacı halimle bile toplamda haftalar boyunca başvurularla uğraşmışımdır, lanet okuya okuya sop editlemekten bir şey alacak ne hal ne umursama kapasitesi kalmamıştı zaten, parayı geçtim. En çok koyan da gre filan değil okullara başvuru masrafı olmuştu, bazı okulların ‘buraya gelmeye yeltenmek bile 100 dolardan başlıyor’ tribi ve boşluğa para dökme hissi.

  • Ayşe Ümidvaroğlu

    Çok mantıklı. Bu yazıyla birlikte başlıyorum artık. Sonuçları ve kaç gün dayanabildiğimi de yorum olarak bırakırım sonradan.Bu arada değinmeden edemeyeceğim, yazı baya iyi olmuş. Tebrikler..

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      İyi fikir, özellikle sosyalleşme kısmını merak ediyorum ben. Tabi ki arkadaşlarla buluşmak için para harcamak şart değil, ama para harcamalı aktivitelere alışılmışsa bu sefer arkadaşları da ikna etmek gerekecek. Bir de kışın parkta vs buluşmak zor oluyor tabi.

  • stranger

    Bilmiyorum belki aileden gelen bir alışkanlıktır bu ama benim formülüm “ederinden fazlasını verme” ve “gereksizse alma”. Bir de tabi öğrenciyim ve bütçem de sınırlı. Ama rahatlıkla para da biriktiriyorum. Küçüklüğümden kalan bayram harçlıkları bile duruyor açıkçası. Nasıl mümkün oldu bilmiyorum. Diyeceksiniz ki tüm gün evde mi oturuyorsun hiç mi dışarı çıkmıyorsun. Aslına bakılırsa benden çok harcama yapan arkadaşlarıma göre fazla sosyalim. Pek çok etkinliği takip ediyorum, tiyatro, konser, kitap vs. harcamalarım oluyor. Kılık kıyafete ya da sigaraya harcama yapmak yerine bunlara harcamak daha mantıklı geliyor bana. Çünkü bir karşılığı var. Dışarıda pudinge 15 lira veren insanlar müzeye 8 lirayı çok görüyorlar. Ederi nedir bildiklerini sanmıyorum. 10 senedir kullandığım uçlu kalem 20 lirayken bir göz kalemine 15 lira vermem mesela. Hem makyaj yapma gibi bir alışkanlığım da yokken alınca her sabah onunla uğraşma zorunluluğunu da getiriyor. Gözümü kaşıma özgürlüğümü elimden alacak, sabah erken kalkmam gerekecek ve buna para vericem? Hayatımı kolaylaştırmayacak aldıklarım. Tükettikçe de bu girdapta daha fazla kaybolucam.

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      Kullanılacak şeylerdense yaşanacak/deneyimlenecek şeylere para harcamak bence de çok daha anlamlı. O yüzden para biriktirip tatile gitmek bana saçma gelmiyor. Ya da düğüne para harcamak yerine direkt balayına gitmek filan çok daha mantıklı bence. Aile de çok belirleyici olabiliyor bu alışkanlıklarda (ve diğer hepsinde?). Biz atmayalım lazım olurcuyuz mesela, bundan da çok rahatsızız :)

  • Büşra topuz

    Hayatımın tam şu aşamasında KPSS’ye hazırlanıyorken uç ve kalem ısrafı yapmamak için ders çalıştığımda ÖSYM’nin verdiği kalemleri kullanıyorum. Sorulaınıza cevap vermek gerekirse evet kendi paramı kazandığımdan beri gider gelir hesabı da tutmaya başladım. Yeni alacaklarımın da hesabını tutarım, hesaplısını almaya çalışırım. Hiçbir şey almadan sanırım bir bucuk iki ay dayanmışımdır. 100 gün de gayet cazip gözüküyor, deneyeceğim! Yazınızı çok beğendim ayrıca, sevgiler!

  • Büşra Topuz

    Hayatımın tam şu aşamasında KPSS’ye hazırlanıyorken uç ve kalem ısrafı yapmamak için ders çalıştığımda ÖSYM’nin sınavlarda verdiği kalemleri kullanıyorum. Bu Buzdağının gizli kısmı görünen tarafı ise şöyle :) ; kendi paramı kazandığımdan beri gider gelir hesabı tutmuşumdur hep. Hiçbir şey almadan sanırım bir bucuk, iki ay dayanmışımdır. 100 gün de gayet cazip gözüküyor, deneyeceğim! Yazınızı çok beğendim ayrıca, sevgiler!

    • feslegenvekedi

      Birkaç ay önce acayip paralar kazandığım, kapitalizmin gözbebeği bankamdan ayrılıp yarı paraya çalışmaya başladım. Öğretmenlik yapıyorum bir üniversitede. Fark ettim ki o acayip paraları kazanırken hiçbir paylaşım, yaptığım işten hiçbir tatmin hissetmediğim için habire almışım da almışım. Şimdi yarı paraya, (bazen birçok öğrenciye rağmen) daha paylaşım dolu hayatımı neredeyse hiçbir şey almadan yaşayabiliyorum. Masraflarımı mecburen okulda öğle yemeği yemek ve bir tek kahve içmekle sınırlandırdım. Kafam net, en önemlisi huzurum var. Tabii bunda okuldan arta kalan zamanlarımda neredeyse doğru dürüst kazanmadığım ama beni saatlerce evde çalışmaya mecbur bırakan çevirmenlik mesleğimin de payı yok değil. Almadan önce düşünmek, bir kere daha düşünmek sizi inanın daha mutlu bir insan yapıyor bir süre sonra.

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      Gelir gider hesabı tutmaya ben de 1 sene önce başladım, bayağı sarsıcı bir deneyim oldu :) Ben de size sevgiler, sınavda başarılar!

  • joyn

    öğrencilik yıllarında, günlük radikal gazetesi, sigara, belki tiyatro bileti, sonraki yıllarda Adidas ayakkabı, kitap, konser parasına giden kısıtlı bütçem (para harcamama değil ama en ucuza yeme, ücretsiz etkinlik takibi, evde içme de harcamamanın bir parçası olur mu belki?) beyaz yakalı olunca radikal şekilde değişti.

    kurumsal kıyafet zorunluluğu ve işyerindekilerin her gün çok şık işe gelmelerinden dolayı kendimi pespaye hissediyorum ve bazen çılgınca alışveriş yapıyorum, aldıklarımı pek de giymiyorum. En sonunda bunu bırakıp, 2 pantolon 3 gömlek, 2 düzgün ayakkabıyla konuyu kapattım.

    Yine 8-6 çalışma günü stres yapınca akşam güzel bir mekana gidip keyif yapayım, iyi birşeyler yiyeyim, hafta sonu mutlaka bir yere gideyim dürtüsü de sanki bu beyaz yakalılıkla ilgili, para kazanılıyor ve kalan zamanda bu para trendy yerlerde, avrupa seyahatlarinde harcanmalı, zaten ip kadar kalan zamanda en azından gezgin olalım isteği oluyor.

    şimdilik çok para gidiyor diye yurtdışına hiç çıkmama kararı aldım, olursa en ucuzundan pansiyonla yurt içi tatile gidiyorum.

    bu koşullarda hiç harcamama durumu nasıl olacak yine düşünüyorum, Cuma akşamı içmeye gitmezsem o hafta stresini nasıl atıcam? kazandığımı kendime harcamazsam niye çalışıyorum? düşünceleri geliyor çalışmaktan sıkıldıkça. Belki çok az harcayıp ulvi amaçlar (dünya turu, bağış yapmak, bi süre çalışmamak vs) için düşünülse bu harcamama olayını yapabilirim.

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      ya benim hayatta biriktirdiğim en fazla para, neredeyse asgari ücrete çalıştığım işten sağlam maaşlı işe geçişimin ilk yılında olmuştu, henüz ne olduğunu idrak edemeyip eski bütçeme göre yaşadığım için. sonra yavaş yavaş bi dakka ya param var taksiye bineyim, evde spor yapacağıma spor salonuna yazılayım, haftada 1 değil 3 dışarı çıkayım derken bir zamanlar bana devasa gelen o maaş da rahatça bitmeye başladı. bana tatile para harcamaya değer gibi geliyor (uzak bir yerde önceden planlayıp ucuza bilet kovalayıp, ucuz otel ya da airbnbde kalıp, gittiğin yerin marketinden alışveriş yapıp, havaalanından otele toplu taşımayla gidip vs vs), niye çalışıyorum sorusunun cevabını da böyle şeylerle vermeye çalışıyorum.

  • Begum Ozyer
    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      çok iyiymiş, bu yazının ‘yapılmış’ı

  • hekimsel
  • Biray Anil Birer

    parasal anlamda acayip sıkışık olduğum bi dönemdeyim (tez yazıcam diye tam zamanlı işten imtina etme dönemi), zaten yapmam gereken bir şey için (o da bütçe yapmak, atla deve değil aslında) tekrar dürtülmüş hissettim kendimi. iyi oldu :)

  • tanatatikhanim

    Soyleyen oldu mu bilmiyorum? Ama sosyalleşme ile ilgili soyle bir onerim olacak ki ciddi parasizlik çektiğim bir donemde ben bunu yaptim. Once entel kuntel guduleri tatmin edici bir tema buluyorsunuz. Misal benimki film okuma gunuydu. Siz isterseniz kitap tartisma, muzik dinleme, dans, yoga vb. yapabilirsinuz. Entel kuntel çünkü kapitalizimin ozellikle biz kadinlarin icine yerlestirdigi, alisveris ve yemekle gudulerimi doyuruyorum amaaa cikisina karsilik simdide ruhumu doyuruyorum ama gibi bir karsilik koymayi sagladigi icin diyebilirim. Neyse lafi uzatmadan bu etkinligi 1-2 haftadabir yapilacak bir disipline donusturuyorsunuz. Ve isin puf noktası etkinligin merkezi eviniz oluyor. Boylece hem sosyalkesiyor hemde neredeyse 20 tlden fazla para harcamiyorsunuz. Iste herzaman demlediginiz cay belki biraz bisküvi meyve falan. Zaten gelenler yaninda birsey getiriyor sonra sohbet muhabbet. Ha sonunda ozellikle tuketme delisi arkadaslar ay artik havalar ısındı birde raki gecesi mi yapsak bilmem nerede bir yemege mi gitsek demeye başlayınca etkinliği usulca bitirebiliyorsunuz. Bunun disinda disarda yapilabilecek birkac parasuz sosyallesme onerim daha var istek olursa onlarida anlatirim:)

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      istek var tabi ki!

      bu okuma-konuşma toplaşmalarına ben çok özeniyorum ama biraz disiplin gerektirdiği için (gelmeden yapılacak bir şey var ve az biraz düzenli yapmak gerekiyor) korkuyorum.

  • karaköy

    Benim için oldukça fazla sayılabilecek bir kredi kartı borcu (bahsedilen tüketim dayatmalarını umursamamak nedeniyle) oluşturduktan ve bunu tamamen temizledikten sonra bu konuları kendimce bir disipline oturttum diyebilirim. Öncelikle her ay bütçe yapmaya ve harcamalarımı yazmaya başladım. Hala bütçeden kaçıklıklar olsa da aradaki fark gittikçe azalmaya başladı. Bu arada kredi kartı borcunu kapatma esnasında aynı anda hem para biriktirmeye hem de ihtiyacı olan bir aileye (çok cüzi bir miktar) yardım göndermeye de başladım. Kenara ayırdığım para (çok küçük bir miktar) esas olarak aylık kazandığım paranın yüzde onu gibi birşeydi. Şimdi bakınca bu işleri öncelikle borcumu kapatayım filancayı alayım ondan sonra diye ertelerdim. Halbuki tam da birine faydalı olmak + günün birinde maaşa mecbur kalmayacağım özgür bir hayat oluşturmak amacıyla ilk yaptığım şey hiçbirşey harcamadan o parayı kenara ayırmak ve harcamamak oldu. Çok radikal olmasa da ben de dışarıdan aldığım çay/kahve, kuaför, dışarıda yemek gibi masrafları minimuma indirdim. Yaklaşık 2 senemi aldı diyebilirim bu hikaye, paylaşmak istedim.

  • Gizem

    Genel anlamda almamaya çalışıyorum ben de ama hiç almadan yaşadığım süre nedir bilemedim. Ben de şimdi şöyle bir şey yapmaya karar verdim. Önümüzdeki 1 ay boyunca neye ne kadar para verdiğimi bir kenara not edip, ayın sonunda gerekli olmayan harcamaları hesap edicem. Sonra o parayla ne yapabilirdim diye düşünüp kendimi biraz üzücem bir dahaki sefere “amaan bi kereden bi şey olmaz” dememek için :)

  • Nesfe Jahan

    Harika yazı Karı Hanım. Bende çalışan, üzerine düşünmeden kendiliğimden uyguladığım bir mekanizma bu, arada bir el etek çekme. Çapa-Taksim yürümüşlüğüm var baya. Vazgeçilmezlerinin olması falan UNCOOL zaten ya, uygulanır yani çok net. Challenge tarzı etkinlikler baya sarmaya başladı zaten insanları, böyle #EtsizPazartesi tarzı bir sloganla geniş katılımlı bir eyleme dönüştürülebilir?

    • http://www.5harfliler.com Karı Kuvvetleri

      bende el etek çekme bi sigara ve yemekle oluyor ama GEÇİCİ hahaha. dönüştürelim ya yıldım vallahi materyel şeyler arzulamaktan.

  • Müg

    Selam Karı kuvvetleri, öncelikle yazın için çok teşekkürler. Sabah Adorno okuduktan sonra bu yazıyı görmem kaainatın bana bir işareti olmalı heralde. Gerçekten çok garip bir şey gereksiz yere tüketmek; yani aslında ihtiyacın olmadığını biliyorsun, aldıktan sonra – çoğu zaman- pişman olacağını biliyorsun ama yine de alıyorsun. Yani bir insan neden bunu yapar ki kendine? Yapıyor ama işte. Ben de bu döngüyü kırmak istiyorum çünkü zar zor çalışarak biriktirdiğim parayı saçma sapan şeylere harcamak, her ay sonu geldiğinde telaşlanmak kendimi aptal gibi hissetmeme neden oluyor. Başkalarının da dediği gibi seyahat gibi bana yeni tecrübeler ve anılar kazandıracak bir şeye para harcamayı tercih ederdim oysa ki. Dolayısıyla ben de 100 gün temel ihtiyaçlar dışında hiç bir şey almama kararı aldım sayende :)
    Para harcamadan sosyalleşme ise dediğin gibi sıkıntılı. İstanbul’da yaşayan biri olarak zorlanıyorum para harcamadan yapılabilecek aktiviteler bulmakta, kamusal alanların azlığından dolayı. Ben alternatif olarak daha çok evde toplanmaya başladım arkadaşlarımla. Zaten dışarıda da oturup muabbet etmekten çok farklı bir şey yapmadığımızı farkettikten sonra baya mantıklı gelmeye başladı.

  • Nigâr Hacızade

    hayatımdan reklamları çıkarmak için yaptığım iki şeyi söyleyeyim ben de, büyük ihtimal herkes zaten biliyordur ama olsun:

    -https://unroll.me sitesini kullanarak bir şekilde subscribe olduğum veya edildiğim tüm sitelerden kurtulmak (bilhassa bir şey satmaya çalışanlardan)

    -adblock uzantısı indirmek suretiyle internetin hiçbir yerinde (özellikle facebook ve youtube) reklam görmemek. bir arkadaşım bununla ilgili tartışmalardan bahsedip bazı sitelerin reklam sayesinde döndüğünü hatırlattı ki haklı, mesela 5Harfliler’i ayakta tutmak için de reklam alabiliriz. belki en çok sinir bozanlar kategorisinde fb+yt’a özel adblock bulabilirim ileride.

  • Nigâr Hacızade

    Almadım blogunu yapan Selma Hekim’le röportaj: http://www.yesilist.com/cms.php?u=bir-yildir-hicbir-sey-satin-almiyor&id=2298

  • Selmini

    Sosyalleşme demişken (belki de yaşlandığım için?) sırayla evlerde takılmak daha cazip geliyor ve evde yapılan sohbet daha verimli oluyor, dışarıda kalabalık buluşulmuşsa herkes sadece yanındakiyle konuşurken evde mesela toplu muhabbet dönüyor.. Ve de daha ucuz :) Yan masanın gürültüsünü garsonu çağıramama stresi yok, mutfağa gidip kendin alma var :) Hele de arkadaşlar halden anlıyorsa herkes yanında bir şey getirirse işte minimum harcama bol sosyalleşme…

  • kanatlı tosbaa

    3 ay önce 2 dane bantolon aldım.. bir şeyler daha almış mı olmam gerekiyordu acaba.. hep bu tükedim üzerine olan yazılmışları görünce kendimi örselenmiş hissediyorum..

  • Nihan

    Ben bu hiç bir şey almama olayını 1 yıl önce 30 gün uyguladım ve çok faydasını gördüm. Para konusunda savruk sayılmayacak biri olmama rağmen işe girdikten sonra her geçen yıl materyallere para harcama eğiliminin arttığını fark etmemle (maaşımın tamamını harcamasam da her dışarı çıktığımda ya bir oje ya bir toka mutlaka birşeyler alıp dönme dürtüm vardı) bu konuyu araştırırken pinterestte elin İngilizinin ‘buying freeze’ dediği olayı buldum ve bir miktar okuduktan sonra uygulamaya karar verdim.

    30 günün sonunda artık dürtüsel alışveriş yapmayı bırakıp sadece ihtiyaç ya da çok sevdiğim şeylere para harcamaya başladım ki bu bütçemde baya fark yarattı. Bu arada bu süreçte deneyime para harcamakta hiç bir kısıntıya gitmedim ki bence ona zaten para harcanmalı…

Bir de bunlar var

Anlamlar da Çift Yaratılmıştır
Küçük bir Terk Edilme Mimarisi: Bebek Kutuları
Yanlış Kelimeler Zamana Karşı

Send this to friend